modernleşme kuramı

modernleşme, diğer bir deyişle “gelişme” kuramı, 1960’ların başındaki gelişmeci düşünceden ortaya çıkmıştır. david lerner, wilbur schramm, everett rogers, peter berger ve marshall berman’ın öncüleri olduğu bu kurama göre, “az gelişmişliğin nedeni olan geleneksel düşünce ve davranış kalıpları ile inanç ve değerler sisteminin terki halinde, gelişme süreci kendiliğinden gerçekleşecektir.”

bu görüş taraftarlarına göre, her toplumun kaçınılmaz bir biçimde aynı yapısal özellikleri içeren dönüşüm geçirmesi modernleşme için şarttır.

bu dönüşüm nasıl gerçekleşecek?

bu dönüşüm; sanayileşme, kentleşme, okur yazarlık oranının ve eğitim düzeyinin yükselmesi, kitle iletişim araçlarının varlığı, siyasal birlik ve bütünleşme, toplumsal yapılanmaların ve kurumların gelişerek uzmanlaşması ve sanayileşme sürecine ayak bağı olan geleneklerin yok edilmesi ile gerçekleşmektedir.

lerner’a göre “batılı modernleşme modeli”,değişmesi olanaksız belli başlı evrensel özellikler taşımaktadır. sözgelimi, -bu modelin uygulandığı- her yerde, kentleşmeyle birlikte okuma yazma oranı yükselmiş, yükselen okuma yazma oranı, gazetelerin yaygınlaşmasına ön ayak olmuş, yaygınlaşan gazetelerle daha geniş ekonomik ve daha büyük siyasal katılım gerçekleşmiştir.

ikinci dünya savaşı’nın hemen sonrasındaki iyimser günlerde uluslararası iletişim, daha geniş uluslararası anlaşmaya ulaşmada; modernleşme ve ulusu oluşturmada bir araç olarak görülüyordu. üretimde ilerleme ve bireysel demokrasi kültürünü geleneksel toplumlara iletebileceği düşünülüyordu.

bu kurama göre, gelişmemiş ülkelerin, modernleşebilmek ve gelişebilmek için batılıların gittikleri yoldan gitmeleri, batılıların uyguladıkları sosyal, ekonomik ve siyasal yapıların oluşturulması gerekmekte olup, bu yeniden yapılanmada ise kitle iletişim araçlarının rolü büyüktür.

bu bağlamda kitle iletişim araçlarının tek amacı ve ideolojik backgroundu; ilerlemeyi, gelişmeyi artırıcı, motive edici yayınlarda bulunmaktır. kitle iletişim araçları kırsal kesimlerde yaşayan insanları dünyaya bağlamakta ve bu kişilerin toplumsal –siyasal katılımını sağlamaktadır.

bu bağlamda, modernleşmenin başlıca şartı olan iletişim araçları, ulus içinde ve uluslararasında ekonomik ve toplumsal bütünleşmenin temel aracıdır. bütünleşme ve iletişim konusundaki çalışmaların başlatıcısı olan karl deutsch, iletişim ağlarını “hükümetin sinir ağları” olarak tanımlayarak, iletişim teknolojilerine “bütünleşmenin hem eyleyeni hem de göstergesi” olarak önem vermiştir.

uluslararası iletişimin kültürel boyutu, modernleşme kuramı taraftarlarınca, kültürel alışveriş ve demokratik iletişim olarak nitelenir.

modernleşme sorunu, yeniliğin yayılma süreci olarak tanımlanır. az gelişmiş toplumlar, tutum ve davranışlarını modernleştirerek, geleneksel olarak tanımlanan bir kültür ve toplumdan, çağdaş olarak tanımlanan bir kültür ve topluma geçeceklerdir. yani burada çağdaş tutum ve davranışların benimsetilmesi yoluyla “batılılaştırma” önerilmektedir.

bu kurama göre önemli olan, teknolojiyi daha fazla ve daha yaygın elde etmektir. modern kitle iletişim araçlarına sahip olmak eşitliği sağlayacaktır ve teknoloji bu anlamda modernleşmenin tek aracıdır.

bu teknolojiler ile baskıcı rejimlerin ayakta kalma şansları ortadan kalkarken, halkların dünyaya açılmaları sağlanmakta ve küresel anlamda demokrasi gelişmektedir.

modernleşme doğrultusunda fikirler, özgürlükçü ve demokratik bir şekilde toplumun her kesimine iletilebilmektedir.

bu kurama göre, modernleşmek için,

modern teknolojiye sahip olmaları gerekir, bunun da en kestirme yolu satın almaktır,
teknolojiyle birlikte, bu teknolojiyi kullanacak, işletecek bilgi, tecrübe ve değerler sistemine yani profesyonelliğe de sahip olmaları gerekir. bu ülkelerin gelişebilmek için belli bir teknolojiye sahip olmaları zorunludur.
david lerner’a göre, modernleşme durumuna geçilebilmesi için modelin batı’dan alınması gerektiğini, geleneksel toplumdan modern topluma doğrusal geçişin az gelişmişlikten çıkış yolu olduğunu, geleneksel topluma ait edilgenlik, kadercilik gibi değerlerin terk edilmesi ile devingenlik gibi modern topluma ait olanların benimsenmesi gerekmektedir. bu dönüşümde medyaya büyük görevler düşmektedir. kitle iletişim araçları ne denli yaygınlaşırsa, söz konusu süreç o denli hızlanacaktır.

everett rogers ise modernleşmeyi, “kişi başına gelirlerin ve yaşam düzeylerinin artışını sağlamak için, bir toplumsal sisteme, daha modern üretim yönetimleri ve toplumsal örgütlenme aracılığı ile yeni düşüncelerin sokulduğu bir değişim tarzı” olarak tanımlamaktadır.

yenilikçi düşüncelerin benimsenmesi veya yadsınmasında çeşitli tipler ve eylemler söz konusudur. mesela, yenilikçiler, erken benimseyenler, ağırdan alanlar ve geç kalanlar gibi.

yine bu kurama göre az gelişmişliğin nedeni, bireylerin yeterince girişimci ruha sahip olmaması ve yeniliklere açık olmamasıdır..

modernleşme kuramına göre, toplumsal değişim ve ekonomik gelişme, bunlara uyum sağlayamayan geleneksel toplumu, kaçınılmaz olarak modernleşmeye zorlamaktadır.

geleneksel topluma özgü öğeler ne kadar çok ve hızla elimine edilirse, modern topluma geçiş o denli başarılı olacak ve modern toplumun bireysellik, özgürlük, akılcılık, yetkinlik gibi özellikleri o kadar kolay pekişecektir.

yine bir başka modernleşme kuramı öncüsü marshall berman’a göre de, asıl kültürel dayatma, üçüncü dünya hükümetlerinin, modernleşmenin bastırılması ve geleneğin korunması adına gerici bir mücadeleye girmeleridir.

kuramın eleştirisi
modernleşme kuramı, kapitalist batı’nın, özellikle abd’nin sömürgelikten bağımsızlığa geçen ülkelere uygulayacağı kalkınma politikaları konusunda gerekli kuramsal zemini hazırlamaya yönelik bir çaba olarak görülebilir.

modernleşme kuramı, gelişmekte olan ülkelerde 1970’lerde ve 1980’lerde beklenen sonucu vermedi. birçok gelişmekte olan ülke, kitlesel yoksulluk, baskıcı rejimlerin yaygınlaşması, bölgesel ya da iç savaşlarla boğuşmaktaydı. söz konusu yıllarda belirtilen sorunların artması üzerine, kuram da tartışmaya açıldı.

ideolojik önyargılar taşıdığı, tek yönlü olduğu ve gelişmekte olan ülkelerin yaşadıkları sorunları çözmeye yönelik bir öneride bulunmadığı, tam tersine bağımlılığı güçlendiren yapılanmalara yönelindiği konusunda ciddi tartışmalara yol açtı.

söz konusu yıllarda belirtilen sorunların artması üzerine kuramın bakış açısı, ideolojik önyargılar ve ırksal üstünlük taşıması, tek yönlü olması ve sorunların üstesinden gelmenin yollarını aramak yerine bağımlılığı güçlendiren çözümler önermesi nedenleri ile eleştirilmiştir.

kuram, aşırı ben merkezci ve fazlasıyla ideolojik bulunmuştur.

kuramın, gelişmekte olan ülkeleri ve toplumları batılı ülkeleri benimsemesi yolunda yönlendirirken, gelişmekte olan ya da diğer bir deyişle üçüncü dünya ülkelerinin kendilerine özgü kültürel, tarihsel, ekonomik ya da siyasal özellikleri yok sayılmaktadır. bu da kuramı tutarsız ve kabul edilemez kılmaktadır.

buna göre batılı toplumlar, merdivenin tepesinde, ideal bir yerde durarak gelişmenin yönünü kendileri işaret etmektedirler. merdivenin en alt noktasında da geleneksel toplumlar vardır ve modernleşmek istiyorlarsa ellerindeki her şeyden feragat etmek zorundadırlar.

bugünün küresel oyuncularının özgür dünyasında kültür avrupa kültürü, amerikan kültürü, kısaca batı kültürü olup, dünyanın geri kalan kısmının kültürü ise “vasat” olarak nitelendirilmektedir.

ilerleme, büyüme, gelişme kavramları batı’ya özgü niteliklerdir ve batı’ya özgü kavramlardır. batı bu kavramları diğer toplumlara öğretmelidir, bu kuram tüm toplumlara uyan bir yaşam biçiminin batı’da olduğu iddiasını taşımaktadır.

kuram, batılı toplumları idealize etmektedir…

ekonomik alandaki gelişme, üretim ve dağıtım eşit olmalıdır ama kimse bunun üzerinde durmamaktadır.

modernleşme modeli, yukarıdan aşağıya doğru tek yönlü bir yapıdadır ve gelirin ve enformasyonun eşit dağılımı ile ilgilenmemektedir.

gelişmemiş ülkelerde iletişim teknolojileri toplumun sadece belli, küçük bir azınlık kesimini hedef almakta, bu teknolojiler toplumun tümüne yayılamamaktadır. şehirlerde yaşayanlarla, kırsal kesimde yaşayanların iletişim teknolojilerinden aynı oranda yararlandıklarını söylemek zordur.

modernleşme kuramı, modernleşme ve gelişme aracı olarak gördüğü teknolojilerin o ülkelerin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı ile uyumlu olup olmadığı konusunu da dikkate almamaktadır.

kuramın yetersizliği anlaşılınca, bu kuramı geliştirmeye yönelik veya yeni alternatif kuram oluşturma çabaları devam etmektedir. yeni geliştirilmekte olan kuramın 4 öğesi vardır;

sosyo-ekonomik gelişmelerin ve enformasyonun eşit dağılımı,
geleneksel yöntemlerle, modern yöntemlerin birleştirilmesi,
gelişmekte olan ülkelerin kendi kaynaklarından ve olanaklarından yola çıkarak, kendi modernleşme programlarını hazırlamaları ve söz konusu programın halkın iradesi ve katılımı ile uygulanması.
busüreçte ülkelerin kendi kaynaklarını,dış baskıların etkisinde kalmadan kullanmaları.
uygulama soruları
ipek sıva eşya depolama uluslararası evden eve nakliyat uluslararası evden eve nakliyat